ana ivanovic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ana ivanovic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2014 Pazartesi

Avustralya Açık 2014- İlk Hafta ve Çeyrek Final Eşleşmeleri




Avustralya'da ilk haftayı geride bıraktık. ilk turu sakin geçirsek de ikinci turdan itibaren sürprizler yaşamaya başladık.

Delpotro sevenlerine oldukça ümit vadeden bir giriş yapmıştı. Çeyrek finaldeki olası Nadal eşleşmesi sorulduğunda ilk turdan Tomic'in onu eleyebileceğini de söyleyerek şimşeklerimi üzerine çekmişti bu özgüveniyle. Ne var ki ikinci turda İspanyol (bak allahın işine!) Roberto Bautista Agut'a 5 sette geçildi. Turnuvaya erkenden veda etti.




İlk turda Nadal karşısında ilk seti kaybedip maçtan çekilen Tomic seyirci tarafından yuhalanmıştı. Bu sefer fazla üzerine gittik galiba çocuğun. 3 ay oynayamayacakmış. (geçmiş olsun)

Wozniacki de -artık ne kadar sürpriz sayılır bilemeyeceğim- 3. turda Garbine Muguruzu'ya 3 sette yenilerek veda eden başka bir isim.

Kadınlarda ilk haftanın bombası sayılabilecek olay Ana Ivanovic'in Serena Williams'ı geçmesi şüphesiz. Her ne kadar Serena sırtından sakatlık yaşadığını söylese de Ana Ivanovic kortta oldukça rahat ve düşündüklerini uygulayabilen bir oyun oynadı. En son şampiyonluğunu 2010''da kazanmıştı ve bu sezon başı turnuvalarında 2010'dan sonraki ilk şampiyonluğunu aldı. Yine en son böyle bir kazanma serisi yakaladığında 2008 RG kazanması da acabalara yol açıyor tabi.






4. turun dikkat çeken maçlarından biri Victoria Azarenka- Sloane Stephens karşılaşmasıydı. hatırlayacaksınız geçen yıl Serena'yı yenerek dikkatleri üzerine çeken Stephens, Azarenka karşısında iyi bir oyun sergilerken Azarenka'nın ihtiyacı olmayan bir sağlık molası alması sonucu ritmini kaybetmişti. Ancak ritmini hala bulamamış. Rövanşa çeviremedi bu karşılaşmayı ve Azarenka 2 Sette rakibini geçerek çeyrek finale uzandı.

Ayrıca Stephens'in Serena yenildikten sonraki mutlu tavırları ufak çapta yankı uyandırdı sonra bunun Ana'nın box'ındakileri taklit etmesi olduğu söylendi. Açıkçası yine de hiç üzgün görünmüyordu. Daha önce de Serena kendisini twitter'dan takip etmedi diye trip atmışlığı var.






Turnuvaya veda eden bir diğer isimse Maria Sharapova. Sakatlık sonrası ilk slaminde çeyrek final göremiyor. 4. turda ilk seti almasına rağmen Cibulkova'ya geçildi.

Erkeklerde DelPotro dışında pek sürpriz yok.

İlk haftanın en iyi puanları için:





Çeyrek final eşleşmeleri ise şöyle:

Kadınlar

Ana Ivanovic - Eugenie Bouchard

Na Li - Flavia Panetta

Simona Halep - Dominika Cibulkova

Agnieszka Radwanska - Victoria Azarenka


Erkekler

Rafael Nadal - Grigor Dmitrov

Andy Murray - Roger Federer

David Ferrer - Tomas Berdych

Novak Djokovic - Stanislas Wawrinka





Federer oyununyla göz dolduruyor. Öyle ki gönül rahatlığıyla Murray'i geçsin Rafa'nın yarıdaki rakibi olsun diyemiyorum. Çeyrek finallerin en zevkli maçı olacak.

Wawrinka geçen sene 5 sette Djokovic'e geçilmişti. Umarım rövanşı alır.

Kadınlarda Radwanska- Azarenka maçı dikkat çekici.


7 Temmuz 2013 Pazar

Wimbledon 2013 Tek Erkekler Finali






77 yıllık hasretin kulaklarda yankılanıp vuslatla noktalandığı gürültülü Wimbledon finali.

Biraz taraflı bakış açımdan kaynaklanabilir ama çoğunlukla realistim, 2013 RG finalinden daha zevksizdi.

Andy Murray-Novak Djokovic arasında kıyasıya mücadele bekliyorduk, belki 5. sete uzayan bir maç.. Ancak öyle olmadı. Novak Djokovic; kendisinin lügatında var olmadığına inandığımız 'pes etmek' deyimini tüm mimikleriyle içimize işleyerek Andy Murray'e adeta teslim oldu.

Zaman zaman oyununu yükseltse de maçın genelinde oldukça düşük bir mentalitedeydi. Lisicki bile Bartoli karşısında daha dirayetliydi.

Set skorları 6-4/7-5/6-4. İkinci ve üçüncü sette dönüm noktası olabilecek yerler vardı ancak Djokovic kendi yarattığı bu şansları değerlendiremedi. Son sette, Murray'nin servis oyununda, zilyon tane maç puanı kurtarıp, milyon tane oyun puanı harcadı. Bi ümitlendik bi çöktük, dalgalandık durulduk, çiçek açıp solduk.. En sonunda Murray de noktayı koydu.







Benim açımdan tam bir yıkımdı. Geçen yıl finalde Murray'i destekliyordum gayet ancak bu sene azgın, holigan, kupaya susamış, İngiliz asaletinden nasibini almamış, tenisin naifliğinden bihaber kort seyircisi -ki içlerinde Gerard Butler da var maalesef- beni ekran karşısında çığrımdan çıkarttı.

Yarı finalde 90'lı Janowicz servisine çift hatayla başladığında çılgınlar gibi alkışlayıp 'come on Andy' pöykürüşleriyle Fransız seyircileri mumla arattılar.

Aynı maçta Murray de yeterince çirkefti. Momentumu yakaladığından, hava karardığı için çatının kapanmasına mızıkçı bir çocuk gibi itiraz etti. Oysa Ivan Lendl bile güneş gözlüklerini çıkarmıştı.






Taraflardan birinin Britanyalı olduğu bir Wimbledon maçı yerine, Güney Afrika'da vuvuzelalı Azarenka-Sharapova maçı seyretmeyi tercih ederim.

Bu çığrından çıkmış seyirci beni öyle çığrımdan çıkarttı ki deliler gibi Djokovic'i destekledim.

Djokovicin bir itirazında Fransız reaksiyon verdiler mesela, hiç olmazdı daha önce.

Neyse Murray kazandı, boxına çıktı. -bu boxındakilere sarılma olayını en iyi Nadal yapıyor bence.
 2008 Wimbledon finalinde İspanya Kralına terli terli sarılması, 2012 Roland Garros'ta amcası Toni Nadal'a tutkal gibi yapışmasıyla 'boxa tırmanmanın hakkını verdi'- Andy Murray o kadar tırmandı, tırmandı.. Sadece şöyle bir selamlaştı, ANNESİNİ DE UNUTTU! Judy Murray nasıl unutulur aklım almıyor.!



Seremonide de Wimbledon şampiyonluğu defalarca vurgulandı. 77 yıl vurgusu da yapıldı.




En tatsız Wimbledon, En tatsız seyirci, En tatsız final...


Maçın en ilginç görüntülerinden biri de İngiltere başbakanı David Cameron'ın arkasında açılan İskoç Bayrağı'ydı :)






Neyse bu Wimbledon'dan aklımda kalan... Vay anasını Fernando Verdasco'yla Ana Ivanovic bir ara çıkıyor muymuş!?