tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2015 Cumartesi

İstanbul'dan Federer Geçti






Bir blogcuğum vardı benim diye hatırlayıp, bu turnuva deneyimini yazmazsam ayıp olur düşüncesiyle burdayım.

Sevgili blogdaşımın da benim de bir miktar yoğunluklarımızın iyice yoğunlaştığı şu dönemde kelimeleri özenle dizmek çok kolay olamayabiliyor. Yine de ders çalışma amaçlı bulunduğum bir kütüphane ortamında bu yazıya vakit ayırma zorunluluğumu yerine getirmek istedim :)

Efenim öncelikle Federer'in İstanbul'a gelmiş olması muazzam olay. Bu adamı canlı izledikten sonra, ki nasıl bir Rafa fanı olduğumu bilirsiniz, ''Aa tv'de tenis maçı mı varmış..hmm. neyse ya..'' gibi birtakım tepkiler verebiliyorsunuz. Yarattığı tatmin duygusu öyle bir boyutta.

Şimdi şöyle en baştan alalım.. Bi kere Federer'in geleceği duyurulduktan sonra her gün biletler ne zaman satışa çıkıyor kontrollerimi yapmama rağmen final ve yarı final biletlerinin satışa çıktığını hiç görmedim. Telefonla blogdaşımı arayıp napalım çeyrek final ve hangi güne bilet alalım (şehir dışından geleceğim için daha detaylı bir program yapmamız gerekiyordu çünkü) diye kararlaştırırken çeyrek final biletleri tükenmiş bulundular. Biz de 2. turun 2 gününe bilet alıp heyecanla turnuvayı bekledik.
Ve o muhteşem gün geldiğinde yola koyulduk. Şahsen benim Konya'dan İstanbul'a gelmem İstanbul'dan tesislere ulaşımdan daha kolay. İstanbul'dan diyorum çünkü İstanbul'un rakımını nüfusunu gösteren tabelanın dışında bir yerlerde.

Ayrıca o kırmızı çift katlı otobüslere binin 5 dk yürüyün korttasınız tarifi de ne derece tam tartışılır. Bir kere en ufak bir tabela yok. Soruyoruz kimse bilmiyor. En son sırtında raketiyle bir genç kız görünce gözlerimiz parladı. Kendisi tarif etti sağolsun.

Tesisler bence küçük ve yetersiz. Yani alan çok dar ve ihtiyacı karşılamıyor. O kadar insan için kort dışında küçük otel lobisindekiler kadar koltuk yok. Etraf çimenlik yeşillik de değil ki oturup dinlenesin.

Biletler koparılmamasına, barkot okutulmasına rağmen gün boyu giriş-çıkış yapılamaması kötüydü. Perşembe günü tam korttan çıkarken çıkıp tekrar gelecekler için kaşe bastırın anonsu geçildi. Yetersiz ve tam anlamıyla ihtiyaçları karşılayamayabilecek bir tesis için bunu ilk günden farkedip uygulayabilirlerdi. Organizasyon eksikliği bence.

Kortta hakemi karşıdan gören taraftaydık. Ve o inanılmaz güneş Dimitrov'u görmemizi engelledi diyebilirim. Bu hususu seneye ayrıca dikkate alıcaz :)
Bunun yanı sıra aydınlatma direkleri birçok seyircinin, ön sıradaki o mavi barlar da komple ön 2-3 sıranın görüş açısını kapatıyordu. İlk gün en ön sırada Federer'i iki demir arasından seyrettik yer yer:(






Bana göre en can sıkıcı konulardan biri de sürekli sandalye molası olmadan içeri girmeyin anonsuna rağmen görevlilerin oyun her durduğunda akın akın insan almasıydı. Lahyani 15'i 30'u unutur ama 'lütfen oturunuz!' Türkçe öbeğini kesin seneye de hatırlayacaktır. Çok sevimli söylüyor, o ayrı ^.^

Ayrıca top toplayıcı çocuklarımız biraz koordinasyonsuzdu. Sürekli ellerinden top kaçırdılar. Bir Wimbledon ciddiyetiyle seçilmeseler de biraz eğitim şart arkadaşlar :(
Neyse çok da ahkam kesmiyim şimdi detayını bilmiyorum :)

Bir de o Federer'li gözlükleri nerden buldunuz arkadaşlar? Ben aradım onlardan bulamadım sadece şapka- tshirt vardı alanda. Elinde fazla olan varsa göndersin bana lütfen. Bakın en çok aklımda o kaldı. lütfen :(

Unutmadan Federer ilk maçında takır takır oyunları alırken 'BİRAZ YAVAŞ FEDEREERR!' diye bağırıp Federer oyun kaybetmeye başlayınca 'ŞAKA YAPTIM FEDERER!' diyen beyefendiye selamlar :)

Dimitrov gününde ise Bulgar tenisseverlerin renk kattığını söyleyebiliriz. Tabi kendileri için ulaşım daha kolay olmuştur muhtemelen diye de eklemek istiyorum.

Özetle ortamı eksik bulup çok da sevemesem de seyirciler -oyuna sonradan girip sinir bozanlar hariç- ve oyuncularıyla güzel bir turnuva deneyimi yaşadık bence ülkecek.




Sadece Federer'den bahsetmiş gibi oldum ama yazı daha fazla uzamasın diye.. Yoksa seyirci olarak diğer tenisçilere de hakkını verdik bence :) Daha çok bir seyirci olarak turnuva nasıldı yazısı olsun bu. 

''1000 euro ateşlesene quevas!"



Ekselansları da aldığı parayı kuruşu kuruşuna haketti valla helal olsun. Birkaç gün boyunca attığı İstanbul temalı twitleriyle turizm elçimiz oldu.






Ben her koşulda önümüzdeki seneyi iple çekiyorum. Lütfen azıcık bize de final-yarı final en azından çeyrek final bileti bırakın abiler ablalar...


25 Nisan 2014 Cuma

Roland Garros Öncesi Toprak Sezonu ve Rafa 'The Tam Bir Hayal Kırıklığı'




Daha önce de hüzünle belirttiğim gibi yılın en sevdiğim sezonu toprak kort sezonu aynı zamanda yılın en yoğun dönemi wimbledon'ı da içine alacak şekilde. Öyle ki daha bir toprak turnuvası izlemedim. Ama yasa boğucu geçtiğinden de haberdarım.





Nadal geçen sene finalde Djokovic'e kaybederek üzdüğü Monte Carlo'da bu sene final de göremeyerek -David ferrer'e yenilerek- sonrasında da Barcelona Open'da Almagro'ya çeyrekte yenilerek Rolad Garros öncesi hiç hoş sinyaller vermedi.




Federer ise katılmadığı Monte Carlo'ya bu sezon katılıp final görerek bizlere korku salmaya devam ediyor.  Wawrinka'nın da gayretleriyle AusOpen 2014'te gerçekleşmeyen bir İsveç finali sundular bize.

Wawrinka da avustralya finalinden sonra düştüğü yönünde sürekli eleştiriliyordu. Toparlamış. Bi kendine gelmiş maalesef.




Djokovic de geçen sene finalde Rafa'yı yenip kupasını da eline alıp yürüyerek evine götürdüğü Monte Carlo'da Rafa kadar olmasa da hayal kırıklığı yarattı.
Bileğinin sakat olduğu sonra da düşünüldüğü kadar kötü olmadığı bilgisinin geldiğini de ekleyelim.




David Ferrer ve Nico Almagro sezonun kazanan isimlerinden ikisi diyebiliriz. Rafa'yı yenmek özgüven tazeletmiştir.




Nadal oldukça sıkıntılı. Çok büyük hayal kırıklığı bu iki turnuvudan birden yarı final göremeyerek ayrılması. Hayır yani yenildiği adamlar da... Neyse.




Şimdii... Biraz da özele girelim. Malum Federer'in hanımı Mirka kızımız tekrar hamile. Federer de ailem her şeyden önce gelir takvimimi ona göre ayarlıcam tanımam öyle grand slam falan minvalindeki açıklamalarıyla kulislere hareket getirdi.

Ancaak asıl bomba gibi düşen -ama nedense Türkiye'de tt olamayan, timelineımda infial yaratmayan- olaya. .
Bizim tarzan Nole baba oluyormuş. DJOKOVIC BABA OLUYOR! Her fırsatta uyuzluğunu dile getirdiğim nişanlısı Jelena hamileymiş. Bunu bir twit atarak biz sevenleriyle(!) paylaştı.
Hesaba defalarca baktım. Onaylanmış hesap. Bi daha bakim vallaa da onaylanmış hesap ha durumundan sonra ikna oldum.  Ne diyelim allah analı babalı büyütsün.





İnşallah Federer'in ikizleri doğduktan sonra yaşadığı performans düşüklüğünü yaşar. Çok da gerek yok gibi ama nolur nolmaz. Rafa'ın da hali ortada şimdi.

Ha bir de bu arada Ivan Lendl ve Andy Murray birlikteliği sona erdi. Ayrılık Lendl cephesinin kararıymış. Ve Murray bayağı dımdızlak kaldı ortada hala da bi koçu yok. En son koç olabilecekler listesini 7-8 isme indirmiş. Bayan koç da olabilirmiş diye duyduk. Yakında açıklar heralde.
Wimbledon kazandıktan sonra kendine gelemedi bu çocuk :(





İlk etapta aklıma gelenleri yazdım çok da uzatmıyım şimdilik bu kadar. Sezonun kalanında mutlu mutlu, caps locku bol, coşkulu yazılar yazmak dileğiyle esen kalın efenim.








2 Şubat 2014 Pazar

Lionel Messi & Roger Federer

Sumocu Federer'in yüz ifadesi şahane!

Messi'yi o çelimsizlikle buz hokeyi kıyafetleri içinde hayal etmek çok zordu. iyi ki canlandırmışlar.

Ayrıca İspanya'nın tenisle temsil edilmesi hem biraz komik hem de Federer'e biraz ayıp olmuş.

Ayrıca Federer'in tüm mimikleri çok güzel. Reklam konusunda çok kazanması oldukça anlaşılabilir.




26 Ocak 2014 Pazar

Rafael Nadal - Stan Wawrinka -Avustralya Açık 2014 Final





O maç bu maç değil!

2 yıl sonra Rod Laver'da arz-ı endamını heyecanla beklediğimiz final bu değildi!

Maça her iki taraf da iyi başladı aslında. Biz daha çok Wawrinka'nın oyununa kilitlenmiştik. Rafa'nın minimum 3-1 kazanacağından o kadar emindim ki.

Ancak Stan ilk sette servis kırdı. Kendi servis oyununda da 0-40'ı gördü. Tabi biz bu esnada break'ten emin bir şekilde arkamıza yaslandık ama final maçına mental olarak çok iyi hazırlanmış. 0-40'tan gelip oyununu kazandı ve ilk seti hanesine yazdırdı.

Wawrinka Djokovic'i yenmenin verdiği özgüvenle çıkmıştı bugün. 0-40'tan  gelip -2. servisle hem de- oyun almak ilk grand slam finali için muazzam. Ayrıca Djokovic karşısındaki kanser eden oyunu da yoktu. O sürekli dışara giden toplara çok ümit bağlamıştım ben :(

2. Sette de Stan bariz üstünlük kurdu. Burada Nadal sırtıyla ilgili sorunlar yaşamaya başladı ve kendini biraz zorlayıp servis oyununu bitirdikten sonra sağlık molası aldı.
Wawrinka hakeme problemin ne olduğunu söylemek zorundasın diye saldırgan ses tonuyla huysuzlandı biraz. (bak bak bak daha ilk grand slam finalinde yaptığı hareketlere bak. hayır bir de arkadaşı bu adam. onu da geçtim Nadal yani. cık cık cık. olmadı bu)




Medikal mola bitince Nadal korta döndüğünde seyirci tarafından yuhalandı. NADAL YUHALANDI!. Gerçekten tenis ayaklara düşmüş arkadaşlar. Bu seyirciye bu adam çok fazla. (yazarın gözleri dolu dolu)
Garibimi ağlattılar.





Bundan sonra Avustralya Açık benim için bitmiştir!! "avustralya seyircisi aptal!!" (evet Toni Nadal'dan böyle bir açıklama bekliyorum)

2. seti de kaybeden Nadal 3. Sette tek atımlık kurşununu kullandı ve şeref setini aldı. 2-1
Ayrıca 3. sette Stan çok gergindi.
Seti kazandıktan sonra bile vamos'lamadı yavrum :(
Bir daha sağlık molası almadı ama aralarda sürekli tedavi uygulandı.
Servisleri çok düştü. Zaman zaman baselineda sabit kaldı. Basit toplara koşmadı.






4. sette Wawrinka servis kırdı. 4-2 öne geçti. derken Nadal rebreak'le karşılık verdi. (içimizde hala bir umut)
Wawrinka da re-rebreakle karşılık verince maç da kupa da İsviçreliye gitti.

Nadal Seremoni boyunca göz yaşlarına hakim olmaya çalıştı

Korttan çıktığı anda da... (yazar burada gözyaşlarına hakim olamıyor)







Nadal konuşmasında Stan'i tebrik etti. 'çok iyi arkadaşım. bunu hakettin senin ve ekibin adına çok mutluyum' Ayrıca seyircilere de teşekkür etti (işte yüce gönüllülük böyle bir şey!) 'çok duygusal iki hafta geçirdim. Daha güzel bitirmek isterdim. Üzgünüm.'
Evet tahmin edeceğiniz gibi o iki yüzlü seyirci topluluğundan alkış kıyamet...

Wawrinka da Nadal'ı tebrik etti. 'geri dönüp 1 numara olmak inanılmaz bir iş. Sırtın için üzgünüm (hadi ordan!) umarım kısa sürede iyileşir'

'geçen yıl Djokovic'e 5 sette kaybettiğimde hüngür hüngür ağlamıştım. 1 yıl sonra kazandığıma inanamıyorum. yarın sabahı beklemem gerekecek rüya olmadığına inanmak için'


Ayrıca basın toplantısında Nadal sırtıyla ilgili soru almamış. 'Bugün Stan'in günü benim değil!' demiş.
Seyircinin yuhalamasıyla ilgili soruya da 'Seyirciler her zaman iyi bir mücadele beklerler. Bugün iyi değildim. İstediklerini verebilecek durumda değildim. Daha sonra onlar da bunu anladılar. Asla onlar hakkında kötü bir şey duyamayacaksınız benden' demiş. Sen onları amcana havale et. O halletsin.

Eli sıkıntı olur mu acaba derken bambaşka bir final oldu.

Stan Wawrinka ilk Grand Slam finalinde ilk kupasına Nadal'ı ilk kez yenerek uzandı.











Rafael Nadal kariyer slamini 2. kez tamamlama fırsatını elinden kaçırdı.

Bir slam de böylece bitti.. Diğğ mi ekselansları?


24 Ocak 2014 Cuma

Rafael Nadal-Roger Federer Avustralya Açık 2014 YariFinali

Beklenen sonuç ama beklenenin altında bir mücadele.






Merakla beklenen, özellikle de Federer'in Andy Murray ve Tsonga karşısındaki nostalji performansının maçın seyrinde belirleyici olacağı düşünülen FEDAL'in kazananı Rafael Nadal oluyor.

Öncelikle Rafa'ya değinelim. Tomic-Monfils-Delpotro'lu çeyrek final yolu beklendiği kadar zor geçmedi. (delpotro'yu görmedi bile) Çeyrek finalde Dimitrov'a 1 set kaybetti ve genel olarak tatmin edici bir oyun oynadı.

İlk turlardan can sıkıcı görünen eli sağlık molası aldıracak kadar kötüleşti. Bu maçla ilgili endişe verici tek noktamız Rafa'nın eliydi.





Federer ise Tsonga'dan sonra Andy Murray'i sette geçerek yarı finale çıktı. Murray'i 4 sette geçmek 3 sette geçmesinden çok daha önemli aslında. Eleştiriler çoğunlukla maçın tamamına iyi oyununu yayamaması ve yaşlanmaya bağlanan yorgunluk belirtilerinde yoğunlaşıyordu. 4. sette kendi oyununu ortaya koyabilmesi, hem de Andy Murray karşısında önemli bir psikolojik eşikti ve geçti.


Yarı final maçı beklendiği gibi başladı. ilk sette servis kıran olmadı ve tie-break'e gitti. Nadal tie-break'te etkili olan taraftı ve 7-4lük skorla ilk seti hanesine yazdırdı.

2. ve 3. sette Nadal nispeten daha etkili bir oyun sergiledi ancak maçı asıl getiren Federer'in kritik anlardaki basit hataları oldu. Üstelik bu hatalar Nadal'ın oyununun sonucunda gelen hatalar da değildi. çok çok rahat file önü vuruşlarını defalarca fileye takarak hem kendisine hem sevenlerine büyük hayal kırıklığı yaşattı Federer.






Beklenenden daha atletik koşular yapıp file önünde bu kadar çok ve bu kadar basit hatalar yapması şaşırttı açıkçası.

Finalde Wawrinka'yla çok daha zor bir mücadele bizleri bekliyor. Geçen yıl 5 sette 4. turda kaybettiği son üç yılın şampiyonu Djokovic'i bu sene çeyrek finalde yine 5 sette eleyen Wawi, ilk grand slam finalinde sonuna kadar mücadele edecektir.






Ayrıca Avustralya'ya kadar gitmişken Kewell'la fotoğraf çektirmemek olmaz :)





21 Ocak 2014 Salı

Federer vs. Tsonga 2014 Avustralya Açık

Yılın ilk grand-slaminde Federer Tsonga'yı en azından benim beklemediğim şekilde 6-3, 7-5, 6-4'lük üç setle mağlup etti ve çeyrek finalde Andy Murray'nin rakibi oldu. Geçen yılki 5 setlik karşılaşmalarından ve Roland Garros'ta Federer'in resmen setten silinmesinden sonra Tsonga'nın daha etkili olmasını bekliyordum; ancak maç boyunca çok kısa bir zaman dışında etkili olamadı ve Federer'in oyunu genelde istediği gibi yönlendirmesine karşı koyamadı. Federer de bu maçla (umarım) 2013'teki korkunç performansını unutturacağının sinyallerini verdi.

Maça Federer etkili başladı. Kendi servis oyununu aldıktan sonra daha Tsonga'nın ilk servis oyununda servis kırma avantajı elde edip, setin sonuna kadar da elinden bırakmadı bu avantajı. Tsonga ilk set boyunca Federer'in servisini hiç tehdit edemedi; ama bunda Federer'in üstün servis performansının da büyük bir etkisi vardı. Yeni koçu Edberg'in etkisinden midir bilinmez, çokça fileye geldi, servis-vole oynadı, ayrıca çok güzel drop-shot ve passing-shotlar izledik bu bölümde.

İkinci sette durum daha dengeliydi. Tsonga yine Federer'in servisini kırmayı başaramasa da bu sefer kendininkilere başta tutundu ve durum 5-5'e kadar servis kırmasız geldi. bu anda ise Federer ilk önce servis kırma puanı yakalayıp, yararlanamadı, daha sonra ise durum 40-40'ken akıl almaz bir şansla fileden sekip, Tsonga'nın tarafına düşen bir top Federer'e tekrar servis kırma puanı kazandırdı. Bu sefer break şansını değerlendiren, daha sonra da kendi oyununu alan Federer ikinci seti de kazandı. İkinci set ortalarında ise filede kazanılan puanlarda Fedex'in 19/23, Tsonga'nın ise 5/9 gibi bir istatistik yakaladığını görüyoruz.

Üçüncü sette de Federer erken bir servis kırma avantajı yakaladı ve hatta set 4-2 lehine iken Tsonga'nın servisinde durumu 40-0'a getirdi; ama bu sırada Tsonga maç içindeki en ciddi reaksiyonunu gösterip kendi oyununu aldı, daha sonra da Federer'in oyununda ilk defa servis kırma şansı yakaladı; ancak değerlendiremedi. Daha sonra da Federer kendi servis oyunlarını alıp, maçı bitirdi.

Geçen yıl da Federer'in kurası buna benziyordu, ilk önce Tsonga'yı o zaman beş setle yenip, sonra Murray'le karşılaşmıştı ve 5 setlik uzun bir maçın sonunda Murray'e kaybetmişti. bu yıl Tsonga ile karşılaşmaları çok daha kolay geçti ve Andy Murray de sakatlıktan yeni dönmüş sayılır. Yani bir dahaki maç da geçen yıla benzer diye konuşmak iddialı olabilir. Aynı zamanda yeni raketi ve koçuyla Federer şimdiye kadari iyi görüntü çizdi, çarşamba günü geçen yıldan daha farklı bir maç izlememiz olası.

Günü diğer maçlarında da Nadal ve Murray rakiplerini 3 ve 4'er setlik maçlarla geçtiler. İlginç olan Murray'nin "lucky loser" kategorisinden gelen rakibine set kaybetmesi oldu; ama sonraki sette pek sorun yaşamayıp maçı kazandı. böylelikle 4. turu bitirip çeyrek finallere başladık, hatta bu satırları yazarken bir yandan da Djokovic ilk seti aldı Wawrinka karşısında, diğer maçlar da tamamlandığında yarı finaller öncesi dönebiliriz.



14 Ocak 2014 Salı

Avustralya Açık 2014 - Kura ve İlk tur



Nihayet grand slam sezonunu açtık. Yılın ilk grand slami Avustralya Açık en kavurucu haliyle başladı.
Önce kısaca kuralardan, daha doğrusu Djokovic'in kura şansından bahsedelim. Adeta lokum gibi kura çekti son 3 yılın şampiyonu, dünya 2 numarası Novak Djokovic.

Rafael Nadal, Andy Murray, Roger Federer, Del Potro aynı taraftalar.

Nadal daha ilk turdan -ilk tur için zor bir kura- Tomic'le turnuvayı açıyor. 3. turda da olası rakiplerinden biri Monfils ki sevdiğim tenisçilerin finalden önce karşılaşmasından nefret ederim.

Kortların çok hızlı olduğu konuşuluyor. Ki bu da Rafa için endişelerimi arttırıyor.

DelPotro ilk tur için Tomic Nadal'ı zorlayabilir, hatta bir sürprize imza atabilir demişti. Ancak ilk seti Nadal kazandıktan sonra Avustralyalıların büyük umutlar besledikleri hayal  kırıklığı huysuz Tomic, sakatlık nedeniyle çekildi ve Nadal yorulmadan turlamış oldu. İyi de oldu kurası yeterince taşlı kort da hızlı zaten :(





2. turdaki rakibi 17 yaşındaki Yunan asıllı Avustralyalı raket Thaasi Kokkinakis. Nadal bir Avustralyalıyı daha turnuva dışına itecek sanırım, umarım.

Üzüldüğüm ilk tur eşleşmelerinden biri de Monfils-Harrison. Monfils, Ryan Harrison'ı 6-4'lük 3 setle evine yolluyor. Genç raketi 1 tur daha izlemek isterdik. Monfils'in 2. turdaki rakibi J.Sock ve olası 3. tur karşılaşması Nadal-Monfils.

Andreas Seppi'yi her zaman yıllar evvel bir Roland Garros'ta Djokovic karşısında 2-0 öne geçtiği günle hatırlarım. ''ve servis kırıyor Andreass Sepiiğe!!" sonra 3-2 vermişti maçı.
İlk turda henüz geçen hafta Federer'i yenen ve özgüven tazeleyen Lleyton Hewitt'i 5 set sonunda saf dışı bırakıp 2. tura yükselen bir diğer isim. Hewitt'in elenmesine de üzüldüm açıkçası.




Avustralya'lılar ilk turdan dökülmüşler.

Federer, Djokovic, Murray, Del Potro, Ferrer beklendiği gibi tur atladı.
Ayrıca Tsonga, Berdych, Gasquet, Wawrinka, Dmitrov, Youzhny, Janowicz, Raonic tur atlayan diğer isimler.

İlk turda şok bir sürpriz yaşamadık.

İlk turun en dikkat çekici karşılaşması 2 saatlik final seti, 4.32'lik toplam süresiyle Daniel Brands-Gilles Simon eşleşmesi. Maalesef 4 saatin ardından tur atlayan Simon oluyor.

Bu 4 saatlik ilk tur karşılaşmasını bile gölgede bırakan klasik Avustarlya Açık sıcaklarına değinmeden geçmeyelim. Sıcaklıklar 40 dereceyi aşıyor. İlk turun bilançosu bayılan 1 çizgi hakemi 1 ballboy, kusmalar, fenalaşmalar, 1 adet sıcaktan sandalye molasında sandalyesine oturamayan Federer.





Daha ilk turdan tenisçiler isyan etmiş durumda.







29 Ekim 2013 Salı

WTA İSTANBUL




Biraz geç de olsa bir WTA İstanbul yazısı yazmazsak olmaz.

Daha az beklenen bir final eşleşmesi ve beklenen sonuçla WTA sezon sonu turnuvası İstanbul'a veda ederek Singapur'a gitti. Niye 5 yıllığına gitti onu bilmiyorum. Biz niye 3 yılla yetindik? :(

Grup maçlarından itibaren zevkli mücadeleler seyrettik.

Azarenka turnuvaya aslında biraz tutuk başladı. Son maçında da sakatlanınca beklenen S.Williams-V.Azarenka finali gerçekleşmedi.

Radwanska ilk maçını kaybederek başladığı turnuvada beklenen performansı sergileyemedi bence. Murray'İn övgüsüne mazhar olmuş çeşitli oyunu yoktu. Basın toplantısında da toplar tüylü kort yavaş diye homurdanmış.. En sevmediğim insan tipi.

Sara Errani'nin yüzü teklerde de çiftlerde de 1 maç olsun gülmedi :(



Yarı final eşleşmeleri Kvitova-Li ve Williams-Jankovic şeklinde oldu.

Li-Kvitova maçında seyirci bariz şekilde Li'nin tarafındaydı. Kvitova da beklenen mücadeleyi ortaya koyamadı ve Li adını finale yazdırdı.

S. Williams-J.Jankovic maçı ise özellikle Jankovic'in gayretleriyle çok daha zevkliydi.
Serena oldukça tutuk ve her zamankinden daha somurtkan başladığı maça konsantre olmakta zorluk çekti. Servisini kırdırdığında Serena Williams'a tenis ilahesi gözüyle bakan ve bir puanı bile Jankovic'e vermeyeceğini düşünen sevgili arkadaşım @massontrikrom başta olmak üzere, tüm seyirciler neler oluyor böyle demekten kendini alamadı.
İsteksizce koşmayarak da problemli bir görüntü çizdi.

Jankovic'se mücadeleyi hiç bırakmadı. Daha korta girişlerinde bariz şekilde kendini belli eden Serena çılgınlığına rağmen (burada görüldüğü üzere) Jankovic'in bu mücadelesi elbette desteksiz kalmadı. Maç sonunda da korta girişinden çok daha coşkulu alkışlandı.


S.Williams-Li Na mücadelesi ise yine Serena'nın tutuk oyunlarıyla Li'ye dönük bir ibreyle başladı. Ancak hem Serena biraz kendine geldi hem de Li 2. setin ortalarında oyundan düştü ve WTA İstanbul'un son şampiyonu Serena Williams oldu.




20 Ekim 2013 Pazar

WTA İSTANBUL-Son Dem





3 yıllık heyecanın maalesef son yılına geldik. Dünya'nın en iyi ilk 8 kadın tenisçisini son kez ağırlayacağız.Darısı ilk 8 erkek tenisçisinin başına diyelim. (seni yeneceğiz London!)

Serena Williams, Victoria Azarenka, Li Na (ya da hangi hece önce yazılıyorsa artık), Agnieszka Radwanska, Jelena Jankocic, Angelique Kerber, Petra Kvitova, Sara Errani bu son yılda bizimle olan isimler.

Maria Sharapova mızıkçılık yapıp katılmayacağını açıkladı. Sakatlanmış hanımefendi. Bizim tenis topunun rengini bilmeyen insanımızın bildiği tek tenisçi olmanın verdiği şımarıklıkla...(tamam tamam abartmıyım daha fazla, sakatmış işte..)


Gerçi Rus ve Bulgar basınında şahane dedikodular dönüyormuş hamile olduğuna dair. Bir klinikte görülmüş falan.  (Baby federer'e bak sen!) Üstelik basın sözcüsü de bu konuda konuşmak istemiyorum diyerek heyecanı arttırdı. Vuuuu!! Ancak bugün böyle haberlerle gündeme gelinmek istenmediği belirtilerek de bütün dedikodu kursakta kaldı. (Aaaaa.. :(..)

Neyse efenim..
Kuralar çekildi.

Kırmızı Grup: Serena Williams, Agnieszka Radwanska, Petra Kvitova, Angelique Kerber.

Beyaz Grup: Victoria Azarenka, Li Na, Sara Errani, Jelena Jankovic.

Görünen Serena-Vika finali.



Gelişmelerle tekrar karşınızda olacağız..

7 Ekim 2013 Pazartesi

Novak Djokovic - Adidas Tennis

Yağğğni.. Bilemiyorum.. Wimbledon'da hileli ayakkabıyla finale kadar çıktığı anlaşılıp, finalde ayakkabılarını değiştirmesi istendiğini -ve finalde kaybettiğini- henüz unutmadık aslında..





6 Ekim 2013 Pazar

Nadal Yeniden 1 Numara!





Çim kortu pas geçtikten sonra sert kort sezonuna dolu dizgin giren Nadal, pazartesi itibariyle yeniden ATP sıralamasında 1 numaraya yükselecek.

Hatırlarsanız sakatlık sonrası: 'Elimden geleni yapmak beni mutlu edecek. Eğer elimden geleni yaptığımda 8. olabiliyorsam mutlu olacağım' demişti. Beklentileri belki azaltmak istedi, belki de baskıyı ama öyle uzun bir sakatlıktan sonra zaten pek bir şey beklemiyorduk. Hele hele böyle dehşet bir dönüş kimse beklemiyordu.

Amerika Açık'ı kazandıktan sonra bir müddet dinlenir diye düşünüyordum ama Nadal'dan beklemediğim bir açıklama geldi 'ekibimle 1 numara olmak için çalışıyoruz.'
Sert kortu çok özlemiş belli.

Bana kalsa grand slamleri al gerisinde yat dinlen ama çocuk dur durak bilmiyor.Bugün Pekin'de Çin Açık finalinde Djokovic'e 2-0 kaybederek kupayı verse de 1 numarayı geri aldı. Sert korttaki yenilmezlik serisi de son bulmuş oldu.



Aman kupa Nole'nin olsun zaten. Kem gözleriyle nazar değdirir falan..

Sezon sonu-başı turnuvalarından kazanacağı tüm puanlar, Avustralya Açık'tan alacağı puanlar falan derken Nadal bir süre 1 numaradan inmeyecek.

Ayrıca Çin Açık kadınlarda Jelena Jankovic'i 2-0la geçen Serena Williams kupaya uzandı.

4 Ekim 2013 Cuma

David Nalbandian






2002'de Wimbledon'da finale kadar yükselmiş yine de akıllara ilk olarak, kontrolsüz ve şanssızca çizgi hakemini yaraladığı şu görüntülerle gelen Arjantin'li tenisçi David Nalbandian tenisi bıraktığını açıklamış.

Kasım 24'te Rafael Nadal'la bir göster maçı yapacaklarmış.




28 Eylül 2013 Cumartesi

RAFAEL NADAL ve Doping


Daniel Köllerer denen nevi şahsına münhasır beyefendi Nadal'ın doping yapmamasına imkan olmadığını, 7 ay sakatlıktan sonra böyle bir başarı yakalamanın mümkün olmadığını falan söylemiş.

Sakatlığı süresince geri dönüşü her ertelendiğinde benzer iddialar ortaya atılmıştı.
Tabi şimdi bunu pişirip tekrar önümüze sunan 'eleman' 5 maçın sonucuna etki etmekten ömür boyu men almış, ırkçılıkla da bunu taçlandırmış bir isim olunca (böyle tanımlayınca bir yerlerden çok tanıdık geldi allah allah...) pek dikkate alınamıyor. Adam bir de 'ben yaptım ama herkes yapıyor, ben yakalandım'a getirip mağdurları oynama peşinde. (allah allah dilimin ucunda bi yerden çıkarıcam ama)

Bunları bir kenara bırakırsak bazı tenisseverler de zaman zaman 'bu adamın 6 saat at gibi koşturmasına imkan yok' gibisinden dillendirmelerde bulunuyorlar.

Allah korusun yıllar sonra Oprah Winfrey'e gözyaşlarıyla böyle bir açıklama yapsa n'olur düşünmek bile istemiyorum. 7 Fransa Bisiklet Turu'ndan sonra 8 Fransa Açık'ın -belki ve inşallah daha fazlasının- sahte bir heyecandan ibaret olduğunu öğrenmek büyük bir yıkım olur.
Artık sporcular Fransa'da turnuva kazanmaya korkar olur heralde. Lanetli Topraklar!

Fransa Demişken; Fransızların İspanyollara yönelik doping ithamları hepimizin malumu. Hatta bir dönem iyice çirkinleşip, 8 Roland Garros kupasını İspanya'ya ithal etmiş Rafael Nadal'ı kuklayla canlandırmak suretiyle bol bol 'sihirli iksir' içirttikleri bir video çekmişlerdi. Gerek Monte Carlo'yla gerek Roland Garros'la Fransız topraklarının müdavimi bir sporcuya yönelik pek misafirperver davranışlar değil bunlar tabii..




Neyse Nike da boş durmamış zamanında. Andres Iniesta, Pau Gasol ve Rafael Nadal'la beraber İspanyolların başarılarını özetledikleri 'HAHA EZİKLER SİZ ANCA TRİBÜNDEN SEYREDİP OTURDUĞUNUZ YERDEN KONUŞURSUNUZ!' temalı bir film çekmişler.


A Los Que Dudan- Şüphe Edenler İçin:



5 Eylül 2013 Perşembe

Amerika Açık'tan Kısa Kısa

Takvimin son Grand Slam'i Amerika Açık'ın sonlanmasına sadece üç gün kaldı. Geride bıraktığımız bir buçuk haftada ise çok güzel maçlar, sürpriz mağlubiyetler, geri dönüşler ve de sıradan maçlar izledik (yazar burada realist davranıyor). Blogumuzun diğer yazarı dormansi kendisini Amerika saatine alıştıramadığından ve bir tatili hak ettiğinden, ben de üşengeçliğimden maçlar hakkında pek bir şey yazamadık; ama şimdi kısa anekdotlarla arayı kapamaya çalışacağım.


  • Federer'in Korkunç Elenmeler Silsilesi: Sönmek üzere gibi görünen starımız Roger Federer, bu Grand Slam'de de beklentileri boşa çıkararak çeyrak finale bile çıkamadan elenmeyi başardı. Korkunç elenmeler silsilesi adını verdiğim seriye bu yıl Fransa Açık'ta Tsonga'ya karşı set bile alamadan elenerek başlayan Federer, bunu Wimbledon'da, Hamburg'da, Gstaad'da ve şimdi de Amerika Açık'ta yaparak, kendisinin normalde çok övdüğümüz istikrarını bambaşka bir noktaya taşıdı.( bu arada seri için gerekli olan set alamaması değil, rakiplerinin normalde ona göre çok daha düşük profilli oyuncular olması, Tsonga hariç). Federer'in bu elenmesini daha da korkunç yapan, onu eleyen Robredo'nun Nadal karşısında sadece dört oyun alabilerek çeyrek finalde elenmesi oldu.                                       

                        
  • Pennetta'nın Dönüşü: Sakatlıktan yeni dönen, uzun zamandır kortlarda görmediğimiz İtalyan tenisçi Flavia Pennetta, zaten önceden de sevdiği Amerika Açık'ta çok güzel maçlar çıkarıyor ve gerek vatandaşlarını, gerek de diğer kadın tenisçileri yenerek yoluna devam ediyor. Yarı finalde de dünya iki numarası Azerenka'yla karşılaşacak. Normalde kadın tenisini çok sevmem; ama bu yıl Amerika Açık'ta çok güzel maçlar oynandı ve yarı final eşleşmeleri de güzel maçlar vaadediyor (diğer eşleşme de Serena Williams vs. Na Li). Pennetta'nın da geri dönüşünü bir kupayla taçlandırmasını isterim.                                                       
  • Tek El Backhandlerin Başarısı: Tamam başlık çok genel duruyor; ancak tek el backhandi olan erkek tenisçilerin sayısı çok az ve ben sadece ikisinden bahsedeceğim: Federer'in kankası, İsviçre'nin bir diğer gururu Stanislas Wawrinka ve de istenilen patlamayı bir türlü yapamamış, sakatlıklarda çok çekmiş, Richard Gasquet. Wawrinka'nın maçlarını izleme fırsatım pek olmadı; ama ismi bilinen, belli kalitede rakipleri toplamda sadece iki set kaybederek geçip, çeyrek finale geldi ve Andy Murray'in rakibi oldu. Gasquet de çeyrek finale kadar ufak tefek sıkıntılarla gelip, Ferrer'in rakibi oldu ve ilk iki setini kazandığı mücadeleyi beş sete götürerek sevenlerine minik çaplı sinir krizleri geçirttikten sonra, yarı finalde Rafael Nadal'ın rakibi oldu. Hem Wawrinka hem de Gasquet aslında şu ana kadar yaptıklarından daha fazlasını yapmaya yetecek potansiyeli olan oyuncular, final yolunda ne yapacaklar, göreceğiz.
  • Djokovic'in İnanılmaz Kolay Kurası: Her şey bu kadar kolay başlamamıştı aslında. Djokovic'in finale giden yolu Nadal ile Federer'i diğer yarıya attıktan sonra bile Del Potro, Fognini, Dimitrov gibi isimlerle gayet zordu; ancak bir şekilde hepsi elendi ve Djokovic çeyrek finale kadar hiç bir (yanlış görmediniz hiç bir) seribaşıyla karşılaşmadan geldi ve çeyrek finalde de oynayacağı Youzhny yirmi bir numaralı seribaşı. Böyle olunca Djokovic hiç set kaybetmeden çeyrek finale kadar geldi. bu durumun bundan sonrası için avantaj mı dezavantaj mı olacağını ise en geç yarı final maçında görürüz.                                                             
  • Nadal'ın Dudak Uçuklatan Servis Performansı: Nadal seriye bağladı, yılın bir kısmında ciddi bir sakatlık geçirdikten sonra, insanüstü bir şekilde geri dönüyor. Bu dönüşünü anlatmak için insanüstü de yeterli olmayabilir; çünkü Amerika Açık serileri ve Amerika Açık'ta şu ana kadar toplamda 170 servis oyunundan 162'sini; Amerika Açık'ta ise hepsini kazanarak inanılması güç bir istatistiğe ulaştı(via SadeceTenis ).          
                                                                            Şimdilik aklıma gelenler bu kadar, bu blogu öyle çok kişinin okuduğunu düşünmüyorum; ama okuyanlar arasından farklı fikir beyan etmek isteyene, bu turnuvada şunlar da farklı olmuştu diyene yorum bölümümüz açık :). Yeni bir yazı için üşengeçliğim geçene kadar esen kalın efendim:)







:)