wta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
wta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2014 Pazartesi

Avustralya Açık 2014- İlk Hafta ve Çeyrek Final Eşleşmeleri




Avustralya'da ilk haftayı geride bıraktık. ilk turu sakin geçirsek de ikinci turdan itibaren sürprizler yaşamaya başladık.

Delpotro sevenlerine oldukça ümit vadeden bir giriş yapmıştı. Çeyrek finaldeki olası Nadal eşleşmesi sorulduğunda ilk turdan Tomic'in onu eleyebileceğini de söyleyerek şimşeklerimi üzerine çekmişti bu özgüveniyle. Ne var ki ikinci turda İspanyol (bak allahın işine!) Roberto Bautista Agut'a 5 sette geçildi. Turnuvaya erkenden veda etti.




İlk turda Nadal karşısında ilk seti kaybedip maçtan çekilen Tomic seyirci tarafından yuhalanmıştı. Bu sefer fazla üzerine gittik galiba çocuğun. 3 ay oynayamayacakmış. (geçmiş olsun)

Wozniacki de -artık ne kadar sürpriz sayılır bilemeyeceğim- 3. turda Garbine Muguruzu'ya 3 sette yenilerek veda eden başka bir isim.

Kadınlarda ilk haftanın bombası sayılabilecek olay Ana Ivanovic'in Serena Williams'ı geçmesi şüphesiz. Her ne kadar Serena sırtından sakatlık yaşadığını söylese de Ana Ivanovic kortta oldukça rahat ve düşündüklerini uygulayabilen bir oyun oynadı. En son şampiyonluğunu 2010''da kazanmıştı ve bu sezon başı turnuvalarında 2010'dan sonraki ilk şampiyonluğunu aldı. Yine en son böyle bir kazanma serisi yakaladığında 2008 RG kazanması da acabalara yol açıyor tabi.






4. turun dikkat çeken maçlarından biri Victoria Azarenka- Sloane Stephens karşılaşmasıydı. hatırlayacaksınız geçen yıl Serena'yı yenerek dikkatleri üzerine çeken Stephens, Azarenka karşısında iyi bir oyun sergilerken Azarenka'nın ihtiyacı olmayan bir sağlık molası alması sonucu ritmini kaybetmişti. Ancak ritmini hala bulamamış. Rövanşa çeviremedi bu karşılaşmayı ve Azarenka 2 Sette rakibini geçerek çeyrek finale uzandı.

Ayrıca Stephens'in Serena yenildikten sonraki mutlu tavırları ufak çapta yankı uyandırdı sonra bunun Ana'nın box'ındakileri taklit etmesi olduğu söylendi. Açıkçası yine de hiç üzgün görünmüyordu. Daha önce de Serena kendisini twitter'dan takip etmedi diye trip atmışlığı var.






Turnuvaya veda eden bir diğer isimse Maria Sharapova. Sakatlık sonrası ilk slaminde çeyrek final göremiyor. 4. turda ilk seti almasına rağmen Cibulkova'ya geçildi.

Erkeklerde DelPotro dışında pek sürpriz yok.

İlk haftanın en iyi puanları için:





Çeyrek final eşleşmeleri ise şöyle:

Kadınlar

Ana Ivanovic - Eugenie Bouchard

Na Li - Flavia Panetta

Simona Halep - Dominika Cibulkova

Agnieszka Radwanska - Victoria Azarenka


Erkekler

Rafael Nadal - Grigor Dmitrov

Andy Murray - Roger Federer

David Ferrer - Tomas Berdych

Novak Djokovic - Stanislas Wawrinka





Federer oyununyla göz dolduruyor. Öyle ki gönül rahatlığıyla Murray'i geçsin Rafa'nın yarıdaki rakibi olsun diyemiyorum. Çeyrek finallerin en zevkli maçı olacak.

Wawrinka geçen sene 5 sette Djokovic'e geçilmişti. Umarım rövanşı alır.

Kadınlarda Radwanska- Azarenka maçı dikkat çekici.


29 Ekim 2013 Salı

WTA İSTANBUL




Biraz geç de olsa bir WTA İstanbul yazısı yazmazsak olmaz.

Daha az beklenen bir final eşleşmesi ve beklenen sonuçla WTA sezon sonu turnuvası İstanbul'a veda ederek Singapur'a gitti. Niye 5 yıllığına gitti onu bilmiyorum. Biz niye 3 yılla yetindik? :(

Grup maçlarından itibaren zevkli mücadeleler seyrettik.

Azarenka turnuvaya aslında biraz tutuk başladı. Son maçında da sakatlanınca beklenen S.Williams-V.Azarenka finali gerçekleşmedi.

Radwanska ilk maçını kaybederek başladığı turnuvada beklenen performansı sergileyemedi bence. Murray'İn övgüsüne mazhar olmuş çeşitli oyunu yoktu. Basın toplantısında da toplar tüylü kort yavaş diye homurdanmış.. En sevmediğim insan tipi.

Sara Errani'nin yüzü teklerde de çiftlerde de 1 maç olsun gülmedi :(



Yarı final eşleşmeleri Kvitova-Li ve Williams-Jankovic şeklinde oldu.

Li-Kvitova maçında seyirci bariz şekilde Li'nin tarafındaydı. Kvitova da beklenen mücadeleyi ortaya koyamadı ve Li adını finale yazdırdı.

S. Williams-J.Jankovic maçı ise özellikle Jankovic'in gayretleriyle çok daha zevkliydi.
Serena oldukça tutuk ve her zamankinden daha somurtkan başladığı maça konsantre olmakta zorluk çekti. Servisini kırdırdığında Serena Williams'a tenis ilahesi gözüyle bakan ve bir puanı bile Jankovic'e vermeyeceğini düşünen sevgili arkadaşım @massontrikrom başta olmak üzere, tüm seyirciler neler oluyor böyle demekten kendini alamadı.
İsteksizce koşmayarak da problemli bir görüntü çizdi.

Jankovic'se mücadeleyi hiç bırakmadı. Daha korta girişlerinde bariz şekilde kendini belli eden Serena çılgınlığına rağmen (burada görüldüğü üzere) Jankovic'in bu mücadelesi elbette desteksiz kalmadı. Maç sonunda da korta girişinden çok daha coşkulu alkışlandı.


S.Williams-Li Na mücadelesi ise yine Serena'nın tutuk oyunlarıyla Li'ye dönük bir ibreyle başladı. Ancak hem Serena biraz kendine geldi hem de Li 2. setin ortalarında oyundan düştü ve WTA İstanbul'un son şampiyonu Serena Williams oldu.




20 Ekim 2013 Pazar

WTA İSTANBUL-Son Dem





3 yıllık heyecanın maalesef son yılına geldik. Dünya'nın en iyi ilk 8 kadın tenisçisini son kez ağırlayacağız.Darısı ilk 8 erkek tenisçisinin başına diyelim. (seni yeneceğiz London!)

Serena Williams, Victoria Azarenka, Li Na (ya da hangi hece önce yazılıyorsa artık), Agnieszka Radwanska, Jelena Jankocic, Angelique Kerber, Petra Kvitova, Sara Errani bu son yılda bizimle olan isimler.

Maria Sharapova mızıkçılık yapıp katılmayacağını açıkladı. Sakatlanmış hanımefendi. Bizim tenis topunun rengini bilmeyen insanımızın bildiği tek tenisçi olmanın verdiği şımarıklıkla...(tamam tamam abartmıyım daha fazla, sakatmış işte..)


Gerçi Rus ve Bulgar basınında şahane dedikodular dönüyormuş hamile olduğuna dair. Bir klinikte görülmüş falan.  (Baby federer'e bak sen!) Üstelik basın sözcüsü de bu konuda konuşmak istemiyorum diyerek heyecanı arttırdı. Vuuuu!! Ancak bugün böyle haberlerle gündeme gelinmek istenmediği belirtilerek de bütün dedikodu kursakta kaldı. (Aaaaa.. :(..)

Neyse efenim..
Kuralar çekildi.

Kırmızı Grup: Serena Williams, Agnieszka Radwanska, Petra Kvitova, Angelique Kerber.

Beyaz Grup: Victoria Azarenka, Li Na, Sara Errani, Jelena Jankovic.

Görünen Serena-Vika finali.



Gelişmelerle tekrar karşınızda olacağız..

5 Eylül 2013 Perşembe

Amerika Açık'tan Kısa Kısa

Takvimin son Grand Slam'i Amerika Açık'ın sonlanmasına sadece üç gün kaldı. Geride bıraktığımız bir buçuk haftada ise çok güzel maçlar, sürpriz mağlubiyetler, geri dönüşler ve de sıradan maçlar izledik (yazar burada realist davranıyor). Blogumuzun diğer yazarı dormansi kendisini Amerika saatine alıştıramadığından ve bir tatili hak ettiğinden, ben de üşengeçliğimden maçlar hakkında pek bir şey yazamadık; ama şimdi kısa anekdotlarla arayı kapamaya çalışacağım.


  • Federer'in Korkunç Elenmeler Silsilesi: Sönmek üzere gibi görünen starımız Roger Federer, bu Grand Slam'de de beklentileri boşa çıkararak çeyrak finale bile çıkamadan elenmeyi başardı. Korkunç elenmeler silsilesi adını verdiğim seriye bu yıl Fransa Açık'ta Tsonga'ya karşı set bile alamadan elenerek başlayan Federer, bunu Wimbledon'da, Hamburg'da, Gstaad'da ve şimdi de Amerika Açık'ta yaparak, kendisinin normalde çok övdüğümüz istikrarını bambaşka bir noktaya taşıdı.( bu arada seri için gerekli olan set alamaması değil, rakiplerinin normalde ona göre çok daha düşük profilli oyuncular olması, Tsonga hariç). Federer'in bu elenmesini daha da korkunç yapan, onu eleyen Robredo'nun Nadal karşısında sadece dört oyun alabilerek çeyrek finalde elenmesi oldu.                                       

                        
  • Pennetta'nın Dönüşü: Sakatlıktan yeni dönen, uzun zamandır kortlarda görmediğimiz İtalyan tenisçi Flavia Pennetta, zaten önceden de sevdiği Amerika Açık'ta çok güzel maçlar çıkarıyor ve gerek vatandaşlarını, gerek de diğer kadın tenisçileri yenerek yoluna devam ediyor. Yarı finalde de dünya iki numarası Azerenka'yla karşılaşacak. Normalde kadın tenisini çok sevmem; ama bu yıl Amerika Açık'ta çok güzel maçlar oynandı ve yarı final eşleşmeleri de güzel maçlar vaadediyor (diğer eşleşme de Serena Williams vs. Na Li). Pennetta'nın da geri dönüşünü bir kupayla taçlandırmasını isterim.                                                       
  • Tek El Backhandlerin Başarısı: Tamam başlık çok genel duruyor; ancak tek el backhandi olan erkek tenisçilerin sayısı çok az ve ben sadece ikisinden bahsedeceğim: Federer'in kankası, İsviçre'nin bir diğer gururu Stanislas Wawrinka ve de istenilen patlamayı bir türlü yapamamış, sakatlıklarda çok çekmiş, Richard Gasquet. Wawrinka'nın maçlarını izleme fırsatım pek olmadı; ama ismi bilinen, belli kalitede rakipleri toplamda sadece iki set kaybederek geçip, çeyrek finale geldi ve Andy Murray'in rakibi oldu. Gasquet de çeyrek finale kadar ufak tefek sıkıntılarla gelip, Ferrer'in rakibi oldu ve ilk iki setini kazandığı mücadeleyi beş sete götürerek sevenlerine minik çaplı sinir krizleri geçirttikten sonra, yarı finalde Rafael Nadal'ın rakibi oldu. Hem Wawrinka hem de Gasquet aslında şu ana kadar yaptıklarından daha fazlasını yapmaya yetecek potansiyeli olan oyuncular, final yolunda ne yapacaklar, göreceğiz.
  • Djokovic'in İnanılmaz Kolay Kurası: Her şey bu kadar kolay başlamamıştı aslında. Djokovic'in finale giden yolu Nadal ile Federer'i diğer yarıya attıktan sonra bile Del Potro, Fognini, Dimitrov gibi isimlerle gayet zordu; ancak bir şekilde hepsi elendi ve Djokovic çeyrek finale kadar hiç bir (yanlış görmediniz hiç bir) seribaşıyla karşılaşmadan geldi ve çeyrek finalde de oynayacağı Youzhny yirmi bir numaralı seribaşı. Böyle olunca Djokovic hiç set kaybetmeden çeyrek finale kadar geldi. bu durumun bundan sonrası için avantaj mı dezavantaj mı olacağını ise en geç yarı final maçında görürüz.                                                             
  • Nadal'ın Dudak Uçuklatan Servis Performansı: Nadal seriye bağladı, yılın bir kısmında ciddi bir sakatlık geçirdikten sonra, insanüstü bir şekilde geri dönüyor. Bu dönüşünü anlatmak için insanüstü de yeterli olmayabilir; çünkü Amerika Açık serileri ve Amerika Açık'ta şu ana kadar toplamda 170 servis oyunundan 162'sini; Amerika Açık'ta ise hepsini kazanarak inanılması güç bir istatistiğe ulaştı(via SadeceTenis ).          
                                                                            Şimdilik aklıma gelenler bu kadar, bu blogu öyle çok kişinin okuduğunu düşünmüyorum; ama okuyanlar arasından farklı fikir beyan etmek isteyene, bu turnuvada şunlar da farklı olmuştu diyene yorum bölümümüz açık :). Yeni bir yazı için üşengeçliğim geçene kadar esen kalın efendim:)







:)

2 Temmuz 2013 Salı

Wimbledon 2013 Kadınlar Yarı Final Eşleşmeleri

Kadınlar yarı final eşleşmeleri

Radwanska-Lisicki

Filipkens-Bartoli




Wimbledon için şüphesiz beklenmedik eşleşmeler. İçinde Azarenka, Sharapova, Williams olmayan bir eşleşme ki zaten sadece Sabine Lisicki-Serena Williams maçını izledim, bu da turnuvaya olan heyecanımı özetliyor sanırım.








Lisicki-Serena maçı Serena'nın iyi gününde olmamasının da etkisiyle beklenmedik bir şekilde sonuçlandı. Ama burada Lisicki'ye haksızlık yapmayalım. Servislerini oldukça etkili kullandı. Oyun içindeki vuruşları da oldukça iyiydi. Hatta bu oyunuyla bahis şirketlerinden turnuva şampiyonu için en düşük oy oranını da almayı başardı. Daha sonra çeyrekte Kala Kanepi'yi devirdi ve ayrı finale adını yazdırdı.










Radwanska aslında sakatlıklarla da boğuşuyor. En azından görüntü o. Li Na'yı elemesi de bu halde beklenen bir şey değildi.Yüzde yüzünü verebileceği bir maç olmayacağını düşünürsek Lisicki karşısında şansı fazla görünmüyor.








Ama Aga gücüyle olmasa da taktiksel olarak bunun üstesinden gelebilir belki. Sonuçta kendisi WTA'da Andy Murray'i heyecanlandıran tek tenisçiymiş oyun stiliyle. Oturarak-dönerek değişik vuruşlarla aldığı sayılar ve maçın gidişatına göre değiştirdiği oyunuyla bu iltifatı hakediyor tabii.







Li Na Avustralya Açık'ta bu sezona dair çok iyi sinyaller vermişti aslında. Ama oluşturduğu beklentiyi tam olarak karşılayabilmiş değil şu anda.


Flipkens-Bartoli hakkında hiç bi fikrim yok. Bartoli zıplaya zıplaya nasıl yarı finale geldi ona da şaşırdım. Çeyrekte, Avustralya Açıkta dikkatleri üzerine çeken Stephens'i eledi. Kendisi Wimbledon'da en az 2 yarı final gören 2. Fransız kadınmış.

Filipkens'in de Allah vergisi yeteneği olduğu söyleniyor.  Çok da genç değil. Çeyrekte Kvitova'yı eleyerek yarı finale yükseldi.



Bu sene Wimbledon iyice formaliteye döndü.



26 Haziran 2013 Çarşamba

SLIPPERY SLOPE WIMBLEDON!




Daha ilk gününde Rafael Nadal'ın elenmesiyle sarsıcı bir başlangıç yapan Wimbledon 2013 art arda gelen sakatlık ve çekilmelerle bu sene ilginç bir hal almaya başladı.

İlk turun en büyük sürprizine imza atan Darcis, çekildiğini açıklayarak biz RaFan'ların 'MADEM ÇEKİLECEKTİN NİYE NADAL'I ELEDİN BE ADAMM!!' diye iç pöykürmesine sebebiyet vermek suretiyle furyanın perdesini aralamış oldu.

Daha sonra sakatlanarak da olsa ilk tur maçını kazanan, turnuva geleceğini az çok tahmin ettiğimiz Azarenka çekildi.

Tsonga, Gulbis maçında 2-1 gerideyken daha fazla devam edemeyerek çekildi.

Isner ve Cilic de turnuvadan 'kayan' isimler arasında kendilerine yer bulmuşlar.

Sharapova da çığlıkdaşı Azarenka gibi düşe-kalka maçı tamamlasa da dünya 131 numarasına elenmekten kurtulamıyor. Maç sonu 'rakibim de aynı zeminde oynadı' diyerek 'mazeret arkasına sığınmıyorum imajı'nın da dibine vurmuş :p

Stephens sağlık molası aldığı maçı kazanarak yola devam edebilenler arasına adını yazdırıyor. Mahut de sağlık molası alanlardan ancak yenilmekten kurtulamıyor.

Shvedova omuz sakatlığından dolayı çekilmiş. Stepanek de maça devam edemeyen bir başka isim.

Wozniacki de sakatlanıp maç esnasında tedavi olup efendi efendi yenilmiş.



Zemin konusunda büyük soru işaretleri var. Benzer bir durum İstanbul'da olsa ne olurdu düşünemiyorum. Grand Slam, gelenek, adı var diye yani..








Gelenek demişken Wimbledon yetkilileri Federer'den ayakkabısını değiştirmesini istemişler. Altı turuncu diye.. Abartmasınlar artık, zaten 'Sensation White' takılıyor herkes.











Sağkalım oranının oldukça düşük olduğu bir turnuva. Finale çıkmak için sağ kalmak ilk şart.

Sağlıcakla kalın efenim.


5 Haziran 2013 Çarşamba

Roland Garros 2013 Yarı Final Eşleşmeleri- Kadınlar

Roland Garros kadınlarda yarı final eşleşmeleri belli oldu.

Azarenka - Sharapova 'bir çığlık senfonisi'

Errani - S.Williams 'orantısız güç kullanımı'


Errani'nin Radwanska'yı elemesi çok sürpriz sayılmasa da rahatlıkla beklenen bir sonuç değildi.  Errani burayı seviyor.
Çİftlerde de Roberta Vinci'yle yola devam ettiğini hatırlatalım.







Yarı finaldeki S. Williams-Errani eşleşmesinin beklenen sonucu iki tenisçinin fotoğraflarını yan yana koyduğumuzda kendini ele veriyor zaten. Bakalım sonuç ne olacak.












Azarenka çeyrek finalde Schiavone'yi eleyerek yükseldi. Özellikle ilk seti 'kıran kırana' geçen mücadelede Schiavone beklediğim direnci göstermedi.

Sharapova çeyrekte Jelena Jankovic'e karşı ilk set bagel yiyerek bizleri şaşırtsa da diğer 2 seti kazanarak yarı finale adını yazdırdı. Burda Jankovic'in oyunu da alkışı hakediyor.






Azarenka-Sharapova maçı kulaklarda vuvuzela etkisi yapabilir. dikkatli olmak lazım. TV'nin ses ayarlarını makul seviyelere indirecek bir maç. Sonunu kestirmek güç ama pes eden taraf olmayacak.


12 Mayıs 2013 Pazar

MADRİD FİNALİ



Wawrinka-Nadal finali Wawrinka'nın önceki maçlardaki performansı düşünülerek zevkle bekleniyordu asında ama beklenenden kolay geçti Rafa açısından.

 Nadal servis kırarak başladı maça. Wawrinka ilk servis oyununu  4-0'ken alarak durumu 4-1'e getiriyor. Set sonuna doğru backhandleri yavaştan ısınan Wawi ilk seti 6-2 veriyor.

Bence Nadal da bu kadar kolay bir ilk set olacağını beklemiyordu. İkinci set beklendiği gibi daha başa baş başladı. her iki oyuncu da servislerini kaptırmadı. 3-3'ken Rafa servis kırarak 4-3 öne geçti. Daha sonra yine kendi servislerini alarak 6-4'le noktaladı.





Wawrinka'dan daha zorlayıcı olmasını beklerdim. Aslında kendisi de performansıyla ilgili hayal kırıklığı yaşadı.









Nadal'ın tamı tamına 3 ace atmış olması sevindirici. Wawi bu konuda 5 ace'le daha üstün ama Nadal açısından oldukça iyi bir rakam. (maalesef)

Bu kupayla Nadal en çok masters1000 turnuvası kazanma rekorunu geliştimiş. 23 şampiyonlukla ilk sırada onu 21 Şampiyonlukla ikinci sırada.
Ayrıca Nadal'ın 40. toprak şampiyonluğu. Bu konuda rakiplerine fark attığını söylememe gerek yok sanırım. :)






Seyirciler arasında tanıdık isimler de vardı. Turnuva boyunca Nadal'ı yalnz bırakmayan Ramos ve Ronaldo'ya Pepe de eşlik etmiş bu sefer. Ronaldo'nun saçlarına da laf etmemeye çalışıyorum.



Kadınlarda ilk setteki çok çok etkili oyunuyla  Sharapova'yı 2-0'la geçen Serena Williams Kupanın sahibi olarak sıralamadaki yerini koruyor.



26 Ocak 2013 Cumartesi

2013 Avustralya Açık Kadınlar Finali

Dünyanın dibindeki grand slamin bitmesine çok az kaldı. Favoriler, sürprizler, elenenler derken kadınlar finalini bitirdik bile. Turnuva öncesi muhtemelen çoğu insan finalin adının Li Na- Victoria Azarenka olmasını beklemiyordu; ancak sürpriz bir şekilde genç Stephens'a elenen Serena Williams ve fırtına gibi başladığı Avustralya Açık'a Li Na karşısında veda eden Sharapova gidişatı belirledi. bu yıl kadınlarda bir tek final maçını izleyebildim, o yüzden daha önceki performansları hakkında bilgim yok; ancak izlediğim kadarıyla değerlendirebileceğim bu zevkli finali.

Öncelikle atmosfer normal finallerin biraz dışındaydı. Genellikle izleyiciler bir kişiyi daha fazla desteklese bile finallerde deyim yerindeyse pek "çaktırmazlar"; ancak Azarenka'nın geçen maçta kritik bire yerde mola alıp, rakibini oyundan düşürüp maçı alması tenisseverleri pek memnun etmişe benzemiyordu, bu yüzden li na'yı açık şekilde daha fazla desteklediler, Azarenka'nın yaptığı itirazlarda bile bayağı gürültü çıktı.Buna rağmen Azarenka moralini bozmamayı başardı.

Maça gelirsek dengeli bir şekilde başlayan bir karşılaşma oldu. Li Na erken kırdığı servisle seti alacak gibiyken, Azarenka da kırıp denge getirme şansını elde etti; ancak Li tekrar servis kırıp, ilk seti 6-4 kazandı. Olanlar 2. sette oldu. İkinci sete çok etkili başlayan Vika(Azarenka yerine kısaltmasını tercih edeceğim artık) iki kez servis kırıp, kendi oyununu da alarak durumu 3-0a getirdi bundan sonra bir ralli esnasında Li kötü bir şekilde düşerek sakatlandı ve sağlık molası aldı, sağlık molasından sonra iki taraf da birer kez servis kırdı ve 2. seti 6-4lük skorla Vika aldı.

3. setin başında Vika tekrar servis kırdı. Bundan sonra oyun Avustralya günü nedeniyle atılan havai fişekler nedeniyle yaklaşık 10 dakika durdu ve sonra da Li tekrar sakatlandı, oyuna dönmesine rağmen servis kıramayınca bu yılın şampiyonu da geçen yıldan ünvanını koruyan Azarenka oldu.

                      

Maçın bitmesiyle göz yaşlarına boğulan Vika basın toplantısında dengeli konuştu, seyirciye pek laf etmedi. Li ise üzgündü; ama bugün oynadığı tenisle bu sezon için olumlu sinyaller verdi. Sonuçta draması bol, ama zevkli ve heyecanl, iki tarafın da güzel tenis izlettikleri bir mücadele oldu. Şahsen Li Na'yı destekliyordum, yarı-finallerde olanlardan dolayı; ancak Vika da bu maçı hakettiğini gösterdi.,

Kadınlar finali böylece sona erdi. Yarın Murray-Djokovic maçı da tenisseverlere güzel bir müsabaka vaadediyor. Her ne kadar Federer'in olmadığı bir final bana göre biraz eksikse de 2012 Amerika Açık'ın rövanşı gibi olacak maçta büyük bir kapışma bekliyorum.