wimbledon 2013 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
wimbledon 2013 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2013 Perşembe

Wimbledon 2013 Erkekler Yarı Final Eşleşmeleri

Djokovic - Del Potro (potrik'im ^_^)

Murray - Janowicz


Murray-Janowicz eşleşmesiyle başlayalım. Bu sene sürprizlerle dolu Wimbledon'da pek beklenen bir eşleşme değil tabi. Bu cümlenin anlamı: 'Murray bunu çiğ çiğ yer' yok zaten o olmazsa anneciği atlar boxından saçını başını yolar oğlunu finale çıkartır bi şekilde.

Janowitc çeyrekte vatandaşı Kubot'u 7-5/6-4/6-4'le geçmiş. Bu yıl Polonyalılar adına oldukça başarılı gerçiyor Wimbledon. Kadınlarda da Radwanska yarı finalde. Ayrıca Janowicz Murray'den sonra yarı final gören en genç erkek tenisçi olmuş.





Gelelim Murray - Verdasco maçına. Normal şartlarda buraya kadar yürüyerek gelen Murray'nin bu maçı da 3 sette bitireceği öngörülüyordu ama fakat lakin öyle olmadı.

Verdasco hiç ama hiç beklenmedik şekilde setlerde 2-0 öne geçti. Çok iyi servisler kullandı -ki bu sene wimbledon'nın anahtarı iyi servis- çok iyi puanlar çıkarttı. Ancak seyircisinin üst düzey desteğini alan ve muhtemelen de bir ara annesiyle göz göze gelen Murray 5 sette ve zorlu bir mücadele sonunda 4-6/3-6/6-1/6-4/7-5 'le yarı finale çıkmayı başardı.

Verdasco'nun en yapmaması gereken yerlerde topu basitçe dışarı göndermesi-fileye takması, oyun içindeki yanlış tercihleri de Murray'e yardımcı oldu.

Ayrıca Wimbledon seyircisinin naifliği de bir Britanyalıya bakıyormuş. holigan kesildiler, susmak bilmediler..






Eskiden severdim Murray'i. ama bi Wimbledon finali mahvetti çocuğu.. Oraya buraya bağırmalar, favori değilim demeler, yok üzerimde baskı hissediyorumlar.. Azıcık geri düşünce orasını burasını tutup 'ağrım var benim yeaaa' ayağına yatmalar... Geçen yıl ağlaya ağlaya 'baskı yok destek var' diyen adam bu yıl ultra taktiksel.


Bu kura da hileli zaten. kesin titreşimli sıcak toplar var! (ahmet çakar was here)
Zemin de Murray'e yaradı. İngiliz lobisi Murray'i şampiyon yapacak!



Gelelim Djokovic - Del Potro'ya.. Djokovic çeyrekte Berdych'i 3 sette geçerek yarı finale çıktı. Yarı finale gelene kadar da her maç bi bacaklarını ortadan ayırıp akrobasisinden esnekliğinden enstantaneler sundu. Buna karşın maşallahı var sakatlanmadı.






Berdo da ne itici bi kura çekmiş.. Önce Tomic-Berdych ardından Berdych-Djokovic seyrettirdi. RG13 ilk turunda elenen Berdych bu çeyrekle atlatmıştır artık şokunu.

Del Potro-Ferrer maçında her iki taraf da sakat kategoriside değerlendirilebilir. JMDP maç içinde içimizi kaldıracak şekilde, sakat dizini zorlayan bir düşme efektiyle bu kategorideki yerini sağlamlaştırdı. Ağrı kesiciyle maça devam etti ama Nole'ye ağrı kesici yeter mi bilinmez.




Djokovic - JMDP maçı sıkıntı. Potrik o boyla çok zorlanıyor bu kaygan çimlerde. Bir de çimde top daha az yükseldiğinden daha da fazla eğilmesi gerekiyor sanırım. (yavrum sen de kaleci mi olsaydın acaba :/)


En yakın ihtimal Djokovic-Murray finali. Murray bu uyuzluk ve 2-0dan gelmenin özgüveni, seyirci desteği, somutkan koçu ve Judy Murray'le alır artık.

Benim gönlüm mucizevi Janowitz-DelPotro finalinden yana tabii.

Murray inşallah kazanamaz. Djokovic kazansın razıyım. O derece!




2 Temmuz 2013 Salı

Wimbledon 2013 Kadınlar Yarı Final Eşleşmeleri

Kadınlar yarı final eşleşmeleri

Radwanska-Lisicki

Filipkens-Bartoli




Wimbledon için şüphesiz beklenmedik eşleşmeler. İçinde Azarenka, Sharapova, Williams olmayan bir eşleşme ki zaten sadece Sabine Lisicki-Serena Williams maçını izledim, bu da turnuvaya olan heyecanımı özetliyor sanırım.








Lisicki-Serena maçı Serena'nın iyi gününde olmamasının da etkisiyle beklenmedik bir şekilde sonuçlandı. Ama burada Lisicki'ye haksızlık yapmayalım. Servislerini oldukça etkili kullandı. Oyun içindeki vuruşları da oldukça iyiydi. Hatta bu oyunuyla bahis şirketlerinden turnuva şampiyonu için en düşük oy oranını da almayı başardı. Daha sonra çeyrekte Kala Kanepi'yi devirdi ve ayrı finale adını yazdırdı.










Radwanska aslında sakatlıklarla da boğuşuyor. En azından görüntü o. Li Na'yı elemesi de bu halde beklenen bir şey değildi.Yüzde yüzünü verebileceği bir maç olmayacağını düşünürsek Lisicki karşısında şansı fazla görünmüyor.








Ama Aga gücüyle olmasa da taktiksel olarak bunun üstesinden gelebilir belki. Sonuçta kendisi WTA'da Andy Murray'i heyecanlandıran tek tenisçiymiş oyun stiliyle. Oturarak-dönerek değişik vuruşlarla aldığı sayılar ve maçın gidişatına göre değiştirdiği oyunuyla bu iltifatı hakediyor tabii.







Li Na Avustralya Açık'ta bu sezona dair çok iyi sinyaller vermişti aslında. Ama oluşturduğu beklentiyi tam olarak karşılayabilmiş değil şu anda.


Flipkens-Bartoli hakkında hiç bi fikrim yok. Bartoli zıplaya zıplaya nasıl yarı finale geldi ona da şaşırdım. Çeyrekte, Avustralya Açıkta dikkatleri üzerine çeken Stephens'i eledi. Kendisi Wimbledon'da en az 2 yarı final gören 2. Fransız kadınmış.

Filipkens'in de Allah vergisi yeteneği olduğu söyleniyor.  Çok da genç değil. Çeyrekte Kvitova'yı eleyerek yarı finale yükseldi.



Bu sene Wimbledon iyice formaliteye döndü.



24 Haziran 2013 Pazartesi

WIMBLEDON'A BAŞLARKEN

Yılın tenis için en güzel zamanı, üç grand slamin sultanı Wimbledon'a gelmiş bulunmaktayız. Hatta ben bu giriş yazısını yazarken ilk gün bitmek üzere ve ilk sürprizler yaşandı bile. Kuraları ise buradan ve şuradan görebiliyoruz. Erkeklerin kurası da ilk başta büyük şaşkınlığa yol açtı; çünkü Federer, Murray ve Nadal aynı yarıya düşmüşlerdi ve çeyrek finalde bir Federer- Nadal eşleşmesi görebilirdik. Ne yazık ki (aslında hiç üzülmüyorum) Nadal geçen yıla yakın bir sürprizle Belçikalı rakibine 3 sette elendi ve beklentileri düşürdü. Roland Garros'u kazandıktan iki hafta sonraki bu yenilgi büyük bir şok ve Nadal'ın buna nasıl cevap vereceği de ayrı bir merak konusu.


Federer ve Murray ise rahat maçlar çıkarıp ikinci tura yükseldiler. Geçen yılın şampiyonu ünvanıyla Merkez Kort'un açılış maçını oynayan ekselansları Federer ter atmaya gelmiş gibiydi. 1 saat 9 dakikada, yani Nadal maçının ilk seti kadar bir sürede maçı bitirdi. Federer Wimbledon'u ne kadar sevse de bu yıl en büyük favori olduğunu düşünmüyorum; çünkü her ne kadar hala üst düzey tenis oynasa da arkasından gelen jenerasyon daha hızlı bir tenis oynuyor ve bunun etkilerini açıkça görebiliyoruz. Yine de Federer ve Wimbledon birbirine yakışan iki isim ve geçen yıl da çoğunluğun düşüncesinin aksine Federer buradan bir zafer çıkarmayı başarmıştı, hem de Djokovic ve Murray'i art arda yenerek, şimdi neden olmasın diyebiliriz. Ayrıca sezon başından beri ilk kupasını çim kort turnuvası Halle'de alması da Wimbledon için pozitif bir gösterge.


Murray cephesi biraz daha farklı. İskoç tenisçi yıla fena başlamadı, Avustralya Açık'ta final oynadıktan sonra Miami'yi de kazandi; ancak toprak sezonu istediği gibi gitmedi ve sakatlığından ötürü Roland Garros'u kaçırıp, o zamanlarda twitterdan bol bol gevezelik yaptı. sonrasında ise çim kort sezonuna iyi başladı ve Queens Cup'ı kazandı. Murray geçen yıl Wimbledon finalinde kötü bir yenilgi yaşamıştı ve kupa töreninde göz yaşlarını tutamamıştı. O, "I'm gonna try this, but it's not gonna be easy" derken İskoç tenisçiye sempatiyle bakmayan kalmamıştır eminim. Sonrasında da aynı zeminde oynanan olimpiyatları kazanıp, çim kortta güven tazelemişti.

                            

Djokovic de fena gitmeyen sezonun üstüne, ilk dörde göre daha kolay bir kura çekti ve iki yıl önce kazandığı kupa için tekrar avantajlı bir durumda. Kadın tenisiyle çok fazla ilgim olmamasına rağmen favoriyi belirlemek zor değil: muhteşem bir sezon geçiren ve yaşına rağmen çok çok üstün bir oyun oynayan Serena Williams.

Wimbledon öncesi erkeklerde favorilerin durumu böyle. Sürprizle başlayan turnuva iki hafta sonra ne şeklide bitecek, bu yılın kazananları kim olacak hep birlikte göreceğiz; ama kişisel olarak isteğim tabii ki Federer'in 7 Wimbledon zaferi üstüne bir tanesini daha koyması ve geçen yılki ünvanını koruması.

ŞAKA GİBİ BİR WIMBLEDON DAHA! - RAFA-



Gerçekten şaka gibi..

Nadal'ın 7 ay ara vermeden önceki son maçı olan Rosol mağlubiyeti akıllarda. google'a Nadal yazınca Rosol resimleri çıkıyor hala..Bu yıl da müthiş geri dönüşten sonra 'Wimbledon'da finale çıksa direkt 2. oluyor oh oh kaybedecek puanı yok' derken ŞOK! ilk turda dünya 135. Darcis'e 7-5/7-5/6-4'lük 3 sette elendi!






Kurasının zorluğundan, Djokovic'in bir tarafa, Murray-Federer-Nadal'ın bir tarafa düştüğünden bahsederken lafları ağzımıza tıkayıp ilk turdan elendi.

Seneye de Darcis resimleri arasından Rafa görsellerine ulaşmaya didiniriz artık!

Sağolsun her sene adını duyuramamış bir tenisçiyi kafamıza kazıyor.

İstatistiksel zımbırtıyı duygusal olarak kaldırabilecek durumda olanlara: Nadal ilk kez bir grand slam'e ilk turda veda ediyor. Bu alanda Björn Borg'la birlikte 2 isimdi. Borg artık tek. Bu adamın da değişik bir laneti var. Rekorları egale edilebilir ama kırmak çok zor. BORG LANETİ!

Diziyle ilgili gelen sorulara 'dizim hakkında konuşursam bahane üretmiş olurum.' diyerek rakibinin başarısını gölgelemekten de kaçınmış bizim tevazu abidemiz.

Maç sonu imza dağıtmış, Darcis'le beraber falan... İşte bunları gördükçe daha da kahroluyorum!


Umarım 2 yıllık Wimbledon kabusu seneye sona erer.







"Sometimes you play well and have the chance to win," ... "and sometimes you play worse and lose. That's all. At the end, it's not a tragedy, it's the sport.''